Olan biten

Gül: "Ben öldürmedim"

Hastaneye yetiştirilmeye çalışılan hastanın ölümünden sorumlu tutulan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, olay anında başka bir yerde bulunduğunu kanıtlayabileceğini söyledi.

Gül, Vatan Yazarı Mustafa Mutlu'ya yolladığı elektronik postayla, önceki gün, yoğun trafik yüzünden annesini hastaneye yetiştiremediği için yolda kaybettiğini söyleyerek kendisini sorumlu tutan Ahmet Ertaç'a cevap verdi. "Merhumenin mekanı cennet olsun" diyen Gül, kendisini şu sözlerle savundu:

"Olay, 8 Ekim günü saat 18.00-19.00 saatleri arasında Levent-Zincirlikuyu civarında olmuş ki, ben o saatlerde Tarabya'daki ofisimdeydim. Tarabya civarında bir hadise olduğunu da işitmedim. Aynı gün saat 14.30 civarında cuma namazını Dolmabahçe Camii'nde kıldıktan sonra, sahil yolunu kullanarak Tarabya'ya döndüm. İncelettim, o saatlerde hastane kayıtlarına geçen doğum sayısı, ölüm sayısından daha yüksek. Hatta havaalanına geciktiği için binemediği uçağı düşenler bile var." diye konuştu.

Gül, cumhurbaşkanlığı protokolü gereğince yapılan düzenlemelerin sadece acelesi olmayanları etkilediğini, bu doğrultuda sıkı talimatlar verdiğini sözlerine ekledi. Gül, "son olarak bir mesajınız var mı?" şeklindeki soruya karşılık, sürücüleri araba kullanırken cep telefonuyla konuşmamaları ve emniyet kemeri takmayı ihmal etmemeleri konusunda uyardı.

1 yorum:

  1. Maket şahıslar ve tüzel bey

    Ahmet Ertaç, özel hukuk gerçek kişisi değilmiş. Vergi kayıtlarında adına rastlanamıyor. TC. Kimlik numarası bile yok. Vatan yazarına gönderilen, "Annem cumhurbaşkanı yüzünden öldü" mesajı sahteymiş, uydurukmuş. Cumhurbaşkanı zaten şüphelenmişti. Çenesini kaşıyarak kendi kendine "allah allah" demişti de biz de işitmiştik. Gizlice tetkik ettirtmiş durumu. Hafiyeleri salmış. Sonuç: Yok öyle bi eşkal. Ahmet Ertaç yaşamadı, annesi ölmedi.

    Biz de tabi kendi çapımızda bir araştırma yaptık. Derin ve yaygın araştırmalarımız sonucunda mesela, Taksim'de yapılmış gösteri ve yürüyüşlerin hiç birinde Evren veya Bush veya Netanyahu veya Şaron yakılmamış. Onların hepsi maketmiş. Uyduruk birer suretten ibaretmiş ateşe verilen. Nerden mi biliyoruz? Soruşturduk, Ne Marmaris'te, ne Beyaz Saray'da ne de Knesset'te herhangi bir devamsızlık olayına rastlanmış.

    Tuhaflık şurada ki, tıpkı Kenan Evren, Netanyahu, Bush ve Şaron gibi, cumhurbaşkanı için de suretten daha öte, cismani varlığa sahip olduğunu doğrulamaya yetecek kanıtlara ulaşamadık. Sahiden mevcutsa bile, cumhurbaşkanımız beş duyuyla kontrol edebileceğimiz bir varoluş hali içinde değildir. Televizyon görüntüsü halinde, gazete fotoğrafı halinde, 001 plakalı otomobili arasına almış eskortlu konvoyların, polis kordonunda zaptedilmiş "vatandaş" derelerinin içinden geçişi halinde, bayrak halinde, fors halinde ve sözcü beyanatları halinde idrak edilebiliyor.

    Sanki, nasıl söylesek, var bulunmayan biri, olmayan annesinin ölümünden, mevcudiyeti aynı derecede şüpheli bir cumhurbaşkanını sorumlu tutuyor. Çenesini kaşıyan bir tüzel kişilik, meydana gelmeyen olayların nasıl cereyan etmediğini ortaya çıkarıyor ve beraat talep ediyor.

    Suçu sabit görülse ne olacaktı ki? Kodese tıkmak için bir büst mü sipariş edilecekti acaba?

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.