Olan biten

Dersaadette kabul günü



Sabah Genel Yayın Yönetmeni Erdal Şafak'ın bir tek kavuğuyla kaftanı eksik. Bir gün İrlanda büyükelçisi, ezile büzüle, binbir temenna ile kapısında destur istiyor, öteki gün Küba'nınki. Sanırsınız ki, yazıları okullarda okutulan tarih kitaplarından copy-paste, yükselme dönemi Osmanlı Hanedanı hikaye ediliyor.

İlk gün, "biraz ezilip büzülerek, biraz kızarıp bozararak" temennalar içinde kapıda beliren İrlanda Büyükelçisi Tom Russell'ın dosyasından çıkarttığı bir tomar kağıda göz attıktan sonra "eee?" demişti Şafak. Ezikliği ikiye katlanmış büyükelçi, dokunsan ağlayacak bir ses tonuyla: "İrlanda ekonomisiyle ilgili bir yazı hazırlarken hükümetimizin çok daha gerçekçi olan verilerini esas alırsanız bize büyük iyilik yapmış olursunuz haşmetmeap..." diye ricacı olmuştu.

Şafak, "Boğaz'ın mavi sularıyla özdeşleştirdiği geçmiş özlemiyle arkasına baka baka" veda eden İrlanda büyükelçisini yolculadıktan sonra dün de sıradaki misafiri makamına kabul etti. Küba Büyükelçisi Jorge Quesada Concepcion, röportaj istemeye gelmiş. Evet, aynen öyle! Küba Büyükelçisi soruyor, Şafak cevaplıyor!

İşte Küba Büyükelçiliği'nin duvar gazetesi için yapılan röportajın soru ve cevapları:

- Küba demokrasisi hakkında ne düşünüyorsunuz?
ŞAFAK: "Küba, kardeşler demokrasisinin öncü örneklerinden birini oluşturuyor..."

- Pardon?...
ŞAFAK: Lech-Jaroslaw Kaczynki, George-Jeb Bush, John-Robert-Ted Kennedy, NevazŞahbaz Şerif. Ve tabii Fidel-Raul Castro... Şaka, şaka... Fidel Castro'dan sonra geçiş dönemi için Raul Castro'dan iyisi bulunamazdı."

Neden?
ŞAFAK: "İnsani duyguları çok yüksek, yitirdiği eşinin acısı hâlâ yüreğini yakıyor. Halka daha yakın. Dünyaya da daha açık..."

Küba'daki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
ŞAFAK: "Çağın koşullarına ve gerçeklerine direnmekten vazgeçmek güzel bir şey. Zaten bu liberalleşme adımlarını atmazsanız, kaderiniz veya sonunuz Kuzey Kore gibi olur."

Küba'nın sizde nasıl bir imajı var?
ŞAFAK: "Hollywood dekorları gibi bir ülke...Önü başka, arkası başka."

Nasıl yani?
ŞAFAK: "Bir vitrininiz var; rejimin başarılarının yansıtıldığı, bir de vitrinin arka tarafı."

Olamaz, nereden biliyorsunuz?
ŞAFAK: "Daha "iki ay önce bir muhabirim oradaydı. Dönüşünde toprağı öptü, hastalık kapmadan gelebildiği için. Kaldığı otelde sabun bile yokmuş... On yıllar boyunca Latin Amerika'ya, başta Angola olmak üzere Afrika ülkelerine doktor, eğitmen, danışman yolladınız. Ücretsiz olarak. Sosyalizmi sempatik göstermek için. O ülkelerin hepsi de sonunda kapitalist rejimi seçti. Zaten kıt olan kaynaklarınızı böyle hayalci projelerle çar-çur ettiğinize pişman mısınız?"

Röportajın tamamını okumak için tıklayın

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.